0

Abelard 1.Bölüm - Küçük Kağıtların Dansı

"Bir yıldız güzeldir elbette
Ama değer mi bir çiçeğe?
Yani, nasıl kokar ki bir yıldız?
Bildiğimiz kadarıyla berbattır kokusu."
Renaud Dillies, "Abelard"




GAYE, YALNIZLIK VE HAYAT ÜZERİNE

Bu hafta bir kez daha Türkçeye henüz kazandırılmamış, yakın zamanda da pek de tercüme edilecek gibi durmayan bir yazar-çizerin kitaplarını ele alacağız. Fransız yazar ve çizer Renaud Dillies. Yüksek telif ve baskı maliyetleri, hedef kitlesindeki düşüklükle beraber, asıl kitlenin zaten halihazırda orijinal dilinden okumuş olduğu, daha önce Ulaşamayanlar'da ele aldığımız Craig Thompson ve Jeff Lemire'ın aksine, Dillies'nin çizgi öyküleri İngilizceye de tercüme edilmesine karşın, yazar-çizerin henüz dünya çapında da pek keşfedilmemiş bir cevher olduğunun altını çizelim. 1972 doğumlu yazar-çizerin en öne çıkan çalışması Abelard'ı okuyan her okurun, aynı cümleyi zikretmesi, sanırım tesadüften bir hayli uzaktır: "Bu, uzun zamandır okuduğum en iyi şey!" Belçika'da Güzel Sanatlar eğitimini aldıktan sonra, karnını doyurmak için çoğu yetenekli kalemin başına geldiği üzere bir süre dergilerin elinde oyuncak olmuş. Çeşitli spor dalları için karikatürler, çizgi-romanlar hazırlamış ve uzun yıllardır devam eden Spirou'da (ülkemizde de tercümesi yayımlanan "Spirou ve Fantasio" ciltleriyle karıştırmayınız, dergi formatındaki Spirou'dan bahsediyoruz) çalışma fırsatı bulmuş. Nihayetinde hikayesi en tanıdık ve klişe haliyle noktalanır; vaktini kendi yaratımlarına harcamayı tercih eder, yıllarca çalışır, eserlerini yayımlar ve başka ülkelerdeki yayımcıların da dikkatini çeker, İngilizceye tercüme edilerek dünyaya açılma şansı bulur. Gelgelelim, bütün bu mutlu son izleği, bir türlü yeterince eserlerinin okurlara tanıtılmamasına (yabancı basında hakkında yazılıp çizilen çok az şey mevcuttur), antropomorfik (insana benzeyen) hayvanları içeren çizim tarzı nedeniyle çoğunlukla çocuk kitaplarıyla karıştırılması eklenince, ancak deneyimli okurun arayıp tarayarak ulaşacağı, saklı bir hazineye dönüşür. Yazıda, Dillies'nin üç farklı çizgi roman cildini tek tek kısaca ele alacağız. Buna geçmeden önce, bütün yaratımlarını özetleyen şu soruyu sormak isterim: En son ne zaman, içinde birbirinden sevimli antropomorfik hayvanların olduğu, çocukları değil yetişkinleri hedef almış, Ambrose Bierce tarzı genişletilmiş bir mizahın drama ve insani gerçekliği kurgulama amacıyla kullanıldığı, başından sonuna modern insanın yaratım, yalnızlık, gaye, tutku, arayış, deneyim, keşif, saplantı gibi en temel, aynı zamanda da entelektüel formunu oluşturan sorunlarını, varlığı muğlaklığın ötesine geçebilen bir delicilikteki fantazyaya sahip bir öykü okudunuz, izlediniz, dinlediniz? Ben de öyle düşünmüştüm.


BETTY BLUES

Dillies'nin ilk çizgi romanı, müziğe ve çizerliğe duyduğu tutkuyu aynı yaratıda birleştirir. Ördek Rice, trompet çalan bir Jazz müzisyenidir. Barlarda ve lokallerde çalarak kendine hatırı sayılır bir şöhret edinmiştir. Derken sevgilisi Betty Blues, zengin bir adam için onu terk eder. Rice hayata küser ve her şeyi bırakıp, yeni insanlarla tanışmak, maceralara atılıp dünyayı değiştirmek amacıyla yollara düşer. Her şey için Betty'yi sorumlu tutmaktadır. Jazz müziğine, yol hikayelerine olduğu kadar Beat kuşağına da göndermelerle dolu bir öykü "Betty Blues". Dillies'nin çizimleri, daha ilk yaratısından kendisini gösteriyor ve üzerinde uzun süre çalışılmış bir tarzın sinyallerini veriyor. Özellikle kullandığı karanlık tonları, bir dönemin kimliğiyle bütünleşmiş çağrışımlarını alevlendirebiliyor. Üstelik daha ilk kurgusundan, okurla karakterler arasında nasıl empati kuracağının oldukça bilincinde olduğunusergiliyor. Bazı sayfalarda temponun aceleye getirilişiyse ilk yaratımın acemiliği olarak hoş görülebilir nitelikte.

BUBBLES & GONDOLA

Dillies bu sefer okuru fare kahramanıyla buluşturur. Charlie adındaki fare yalnızlığından büyük keyif alan, geceler boyunca bir başına müziğini dinleyip yazılarına gömülen bir yazardır. Bir gün yazar tıkanıklığına girer, aklına yazacak hiçbir şey gelmemektedir. Sosyalleşme korkusu yaşayan Charlie'ye "Yalnızlık" adında bir kuş ziyarete gelir ve Charlie'yi ilhamı kendisinin ve evinin dışında araması yönünde cesaretlendirir. Varoluşçuluğun içinde sonuna kadar gezinen öykü, diğer yandan yaratıcılık, yaratım süreci ve sanatçı olmanın ne demek olduğu hakkında da derinlemesine metaforlarla örülü. İlk hevesinden olgunluğuna bir yazar, sanatçı veya boş bir sayfanın öyküsü. Birbirinden sevimli ve renkli panellerinin arasında, sanat için itici güçlerimizin bir süre sonra prangalara dönüşüp o en korktuğumuz zihne, sıradanlığa mahkumiyeti üzerine oldukça düşündürücü. Betty Blues'da da karşımıza çıkan, karakterle duyduğumuz empatiyle yoğrulmuş, bir kez bitirene kadar elimizden bırakmamıza müsaade etmeyen akıcılık burada da hakim.

ABELARD

Ve Dillies'nin en son ele alacağımız, kişisel favorim çizgi romanına değinelim. Bu sefer Dillies'ye bir başka Fransız yazar-çizer Régis Hautiere de eşlik ediyor. Savaş senaryolarını okuduğumuz Hautiere'in buradaki katkısı oldukça şaşırtıcıydı. Abelard adındaki küçük civciv hayatı boyunca yaşadığı yerden hiç çıkmamıştır. Dış dünyaya gözleri kapalı bir bireyin naifliğine sahiptir. Bir gün, güzel bir turistle karşılaşır. Güzeller güzeli Epily'nin kalbini çalmanın tek yolunun, onun için gidip ayı getirmek olduğunu düşünür ve maceraya atılır. Uçan makineler olduğunu duyduğu Amerika'ya doğru yola koyulur, bu sayede aya ulaşabilecektir. Yolculuğu sırasında Gaston adında bir ayıyla karşılaşır. Hayalperest Abelard'ın aksine, Gaston ayakları yere basan, huysuz bir kişiliktir. Böylece başlayan öykü, felsefi söylencelerin arasında şiirsel bir kurguyla devam eder. Oldukça üzücü olan hikayenin içinde hayata dair gerçekler sorgulanır, bir şeyi bütün kalbinle istemenin dahi bazen arzuladığın şeyi elde etmeye yetmeyeceği gerçekçiliğinde bir masala dönüşür. Ne naifliğin ne iyimserliğin ne de kötümserliğin mutlak doğrulara ulaştıramayacağını, arınma, keşfetme, sorgulama aşamalarının izlerini bırakarak, Hansel ve Gratel gibi, geri dönüşü olmayan yanılsamalı yolculuklara atılmanın belki de tek çıkar yol, tek yaşanması gereken öykü olduğu hissiyatı hakimdir. Karakterlerin yolculuk boyunca geçirdiği değişimleri, iç çatışmaları, inkarı ve umudu beden dilleriyle anlatmaya muktedir olağanüstü çizimler ve şiirsel bir metin... Dillies'nin yaratımlarını Türkçede görme umudunu koruyalım. İngilizce ya da Fransızca dillerine hakimseniz de bir şekilde edinmenizi tavsiye ederim. Haftaya görüşmek dileğiyle...

"Abelard", "Betty Blues", "Bubbles & Gondola",

Renaud Dillies, NBM Publishing

M. SALİH KURT
Aydınlık Kitap Eki


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Bilibili Yavrucak, Zıbartan Teması © 2017 - 2020 Bilibililer