1

Toygar Akman - Öbürgünkü Sibernetik


Dr. TOYGAR AKMAN

Kültür Bakanlığı Bilgi Toplumu Üstün Hizmet Ödülü Sahibi


Toygar Akman İstanbul’da doğmuştur. İlk yükseköğrenimine Sosyal Bilimler alanında başlamış ve İstanbul Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuştur. İkinci yükseköğreniminde Deneysel Psikoloji alanına geçmiş ve Prof. Peters yönetiminde doktora çalışmalarına yönelmiştir. Prof. Peters’in ülkemizden ayrılması üzerine, bu kez Prof. H. Ziya Ülkenin yanında ve Sistematik Felsefe kürsüsünde bilimsel çalışmalarını sürdürmüştür. Fizik Felsefesindeki çalışmalarını “Beşinci Boyut” tezi ile tamamlamış ve Doktor unvanını almıştır. Bu tezi ile “İnsanın” Şuuru, Sezgisi ve Tüm Bilgi Yapısı ile “Evrende Beşinci Bir Boyut” olduğunu, belirtmeye çalışmıştır. İstanbul Belediyesinde ve Renault−Mais şirketinde müşavir olarak çalışan Dr. Toygar Akman, Gayrettepe Mühendislik Mimarlık Özel Yüksek Okulu kapanıncaya kadar, Müdür Muavini olarak öğretim görevi yapmıştır.

Sibernetik ve Astro-Fizik Felsefesi üzerindeki araştırmalarını TÜBİTAK’ta, on yıl Bilim ve Teknik Dergisi’nde sürdürmüştür. Bugüne kadar 130 makalesi yayınlanmış olan Dr. Toygar Akman’ın yayınlanmış eserleri tarih sırası ile şunlardır.

Modern Fiziğin Getirdiği Realiteler ve Şuur Problemi (1960); Kâinatın Yaradılışı (Prof. George Gamow’un The Creation of the Universe adlı eserinin İngilizceden çevirisi, 1961); Elektronik Beyin (Piyes) (1963); Sibernetik Bilimde Devrim-Elektronik Beyin Hukukta Reform (1972); Otomasyon Sistemi ve Bilgi Bankaları (1975); Bilimler Bilim Sibernetik (1977-1982, üç baskı); Evren Boyutları ve İnsan (1978); Beşinci Boyut (1981); Dünyanın Sibernetik Oluşumu (1982); Sibernetik Yaratıcılık (1984); 2000 Yılına Doğru Sibernetik (1988); Datça Akşamları (1997); Çine Yolculuk (2000); Doğaya Kaçış (2000); Boyutlar (2003). Sibernetik, Dünü, Bugünü, Yarını (2003).

Dr. Toygar Akman, Sibernetik konusundaki bilimsel çalışmaları nedeniyle Kültür Bakanlığınca 1991 yılında “Bilgi Toplumu Üstün hizmet ödülü” ile ödüllendirilmiştir.

Toygar Akman evli olup, üç çocuk ve üç de torun sahibidir.


Kitabı Sunarken


Bugüne kadar, Sibernetik Bilim ve Teknolojisinin gelişmeleri üzerinde 120 makalem yanı sıra 12 cilt kitap yazmış ve konuyu ayrı yönlerinden ele alarak incelemeye çalışmıştım.

İlk önce, “Modern Fizikteki Gelişmeler” karşısında insanın, “Şuur” ya da “Bilinç”inin ne gibi aşamalar geçirmekte olduğunu belirtebilme çabasına girişmiştim. Bu nedenle, 1960 yılında “MODERN FİZİĞİN GETİRDİĞİ REALİTELER VE ŞUUR PROBLEMİNİ kaleme almıştım.

Almanya’ya yaptığım bir gezi sonunda, Berlin’de bana seyrettirilen “Modern Bir Opera’da, “Işık Uyumlarıyla Sahne Dönüşümlerinde Sibernetik Uygulaması” ile karşılaşınca, bundan çok etkilenmiş ve İstanbul’a döner dönmez ELEKTRONİK BEYİN adlı piyesimi yazmıştım. Bu piyeste, Elektronik Beyin Makinesini yaratan Bilgin ile Makinesi arasında süre gelen, “Karşılıklı Bilgi İletimi” arasında “Duygusal İletişimlerin”de meydana gelip gelemeyeceğine değinmiştim. Piyesim, İstanbul Şehir Tiyatroları Tepebaşı Bölümünde 1963 yılında temsil edilmişti. Bir anlamda “Sanatsal Sibernetik” konusunda Ülkemizde ilk örneği de vermiş oluyordum.

Sibernetik’in (Bir Bilgi İletimi ve Karar Verme Sistemi olan) Hukuk Bilimi ile yakın ilgisini dikkate alarak hazırladığım ELEKTRONİK BEYİN SİBERNETİK VE HUKUK 1971 yılında yayınlanmıştı.

1972 yılında yayınlanan SİBERNETİK, BİLİMDE DEVRİM − ELEKTRONİK BEYİN, HUKUKTA REFORM kitabım ise, bu araştırmanın daha geniş bir şekli olarak ortaya çıkmıştı.

Bu yayının arkasından 1975 yılında OTOMASYON SİSTEMİ VE BİLGİ BANKALARI basılmıştı. Bu kitabımda da “Otomasyon Sistemi”nin Sibernetik ile ilgisini belirtmeye ve “Bilgi Bankaları”nın ne gibi yenilikler getireceğine işaret etmiştim.

Bu her iki kitabım da Ankara’da “Bankacılık ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü” tarafından yayınlanmıştı.

Artık sıra Sibernetik’in tüm bilimleri etkileyen ve onların hepsinin üstünde birleştirici bir rol oynayan durumunu belirtmeye gelmişti. 1977 yılında BİLİMLER BİLİMİ SİBERNETİK yayına girmişti ve üst üste üç baskı yapmıştı. Sibernetik Teknolojisinin, tüm bilimlere yayılan bu ilginç “Boyut Yapısı” karşımda, “İnsan”ın ne durumda olduğunu gösterebilmek için yeniden insanın durumunu ele almam gerekiyordu. 1978 yılında EVREN BOYUTLARI VE İNSAN adlı kitabımı, 1981 yılında da BEŞİNCİ BOYUT adlı kitabımı, birbiri peşi sıra yayınlamıştım.

Sibernetik Biliminin, Astro-Fizik ile ilgili ilginç gelişmelerini, heyecanla izlemekte olduğumdan, bu konuda hazırlamakta olduğum DÜNYANIN SİBERNETİK OLUŞUMU adlı kitabım ise 1982 yılında basılmıştı.

Bu kitaplarım ise Milliyet ve Karacan Yayınları tarafından yayınlanmıştı. Bir yandan Bilim ve Teknik Dergisinde, diğer yandan da Bilgisayar Dergisinde ve konu ile ilgili diğer bilim dergilerinde araştırmalarımla ilgili makalelerim yayınlanırken, Sibernetik’in tüm Sanat Dallarıyla ilişkisini belirten SİBERNETİK YARATICILIK adlı kitabımı tamamlamıştım.

Bu kitabım da 1984 yılında Bilgi Yayınevi tarafından yayına girmişti. Bu yepyeni Bilim, bir yanda, insanlığın hizmetine ilginç “Otomasyon Sistemleri”, çeşitli “Elektronik Makineleri” ve “Kompüterler” sunarken, diğer yönden de beklenilmeyen bir gerilime de neden olmuştu. Hızla gelişen Sibernetik Teknoloji, Amerika Birleşik Devletleri ile (o tarihte büyük bir güç olan) Sovyetler Birliği, arasında “soğuk bir savaşın da doğması”na neden olmuştu.

Bunun en ilginç örneği ise “Uzay’da Sibernetik Savaş” olarak süre gittiği için, bütün bu durumları ve birbirinden ilginç gelişmeleri de belirtmem gerektiği kanaatine varmıştım.

Bu duygu ve endişelerle hazırlanan kitabım ise 2000 YILINA DOĞRU SİBERNETİK başlığı altında 1988 yılında İş Bankası Yayınları arasında yer alarak yayınlanmıştı.

Nihayet 2003 yılına geldiğimizde, son bir çaba ile derleyip hazırladığım “Euklidesten Günümüze Felsefe ve Bilim Dünya’sında BOYUTLAR” adlı kitabım yayınlandı.

O kitabı takiben de hemen bir ay sonra SİBERNETİK, DÜNÜ, BUGÜNÜ, YARINI adlı kitabım, Mart ayı içinde arka arkaya Kaknüs Yayınları tarafından yayınlandı.

Bütün bu yayınların sonucu, ÖBÜRGÜNKÜ SİBERNETİK’in nasıl olacağı? sorusunu da akla getiriyordu.

Böyle bir soruya karşılık verebilmek için, bu konuya yıllarını veren bir insan olarak, yeni bir kitap hazırlamam gerektiği, kanaatine vardım… Ancak, Sibernetik Bilim ve Teknolojisindeki gelişmeler, çeşitli çevreler tarafından ve öylesine değişik amaçlarda kullanılıyordu ki, “Öbürgünün Nasıl Bir Sibernetik Dünya Meydana Getireceği!” kesinlikle belirlenemiyordu.

Ortada olan gerçek şu idi ki: Sibernetik Bilim ve Teknolojisinin getirdiği “Küreselleşme”, bir tek ülkenin tekeline girmeye başlıyor ve “Amerika Birleşik Devletleri İmparatorluğu” her geçen yıl, daha da genişleme eğilimi gösteriyordu.

Bu durum, “Bilim Adamları” arasında büyük bir sıkıntı yarattığı kadar, Amerika ve İngiltere dışındaki “Avrupa ve Asya Ülkeleri” arasında da büyük endişeler yaratıyor ve aralarında yeni birlikler ve dostluklar kurmaya ve onları “Yepyeni Sibernetik Savunma Sistemleri Yaratmaya” yönlendiriyordu. Yoksa, bu teknolojinin insanlığın hizmetine sunduğu ilginç aygıtları yanında, Dünya’yı yok edebilecek yepyeni “Sibernetik Silahlar”la, “Korkunç Bir Savaş’la mı karşılaşacaktık?.. Sibernetik Gelişmeler, bu Ülkelere neler kazandırabilirdi? Amerikan İmparatorluğu karşısında ne derecede etkili olunabilirdi? Küreselleşme zorunluğuyla ortaya çıkan, yepyeni kıta birlikleri: “Avrasya”, “Okyanusya” ve “Afrika”nın yapacakları, Sibernetik Bilim Teknolojik Gelişmelerin Gücü, “Amerika” karşısında nereye kadar varabilirdi?

Ve… üzerinde yaşadığımız Dünyamız, bu güçler çatışması arasında, ne gibi bir durumla karşı karşıya gelebilirdi? İnsanlığı, nasıl bir son bekliyordu? Bütün bu soruların karşılıkları ise, ancak “Öbürgünkü Sibernetik” tarafından verilebilirdi.

Öbürgünkü Sibernetik çalışmaları, acaba “Dünyamızın Geleceğine İlişkin” ve “Tüm İnsanlığı Mutlu Kılabilecek” ne tür bir gelişme gösterebilirdi? İşte, kitabımız, bu konulara odaklanarak hazırlanmış ve çeşitli gelişmeler bir “Bilimsel Kurgu” (Scientifical Fiction) içinde gösterilmeye çalışılmıştır. Bilimsel Kurgu ya da İngilizce kısaltılmış biçimiyle “Science Fiction”, bazı çevrelerce bir “Peri Masalı” gibi kabul edilmektedir. Gerçekten de peri masalı gibi yazılmış olan böyle kitaplar vardır. Ancak onlar hiçbir zaman “Bilimsel Kurgu” ya da “Hayal Bilim” eseri olarak adlandırılmazlar. Çünkü tabanlarında “Bilgi” bulunmamaktadır.

Bir eserin “Bilimsel Kurgu” olabilmesi için, kesinlikle bilimsel verilere dayanarak hazırlanması ve bu “Bilgilerin Işığında Geleceğin Resmedilmesi” gerekmektedir

Bu konuda en büyük önder, hiç kuşku yok ki yaşadığı yılın, yüzyıl sonrasını görerek Hayal-Bilim eserlerini yazan Jules Verne’dir. Bu büyük deha, kendisinden yüzyıl sonra yapılacak denizaltının, planlarını çizmiş ve yine yüz elli yıl sonra bulunacak olan ve “Tepki Prensibi” ile çalışan “Füze” ile “Aya Yolculuğu” hayal edebilmişti.

Günümüzde ise bir fizikçi olan Arthur C. Clarke, “Uzay’da Haberleşme Uydusu”nun kurulacağını ve “Kompüterler Yönetiminde Uzay Yolculuklarının Yapılabileceğini”, hemen hemen yarım yüzyıl öncesinden görüp belirtmiş; hatta bu kitaplarından birkaç tanesinin filme alınmasını ve böylece de görsel biçimde bilgilerimize sunulmasını sağlayabilmişti. “2001 Uzay Yolu Macerası” ve “2010 Space Odyssey” filmleri ile diğer kitapları, bunun en belirgin örnekleri olarak önümüzde durmaktadır.

Bir Akademisyen olan Kurt Vonnegut ise, eleştirilerle bezendirdiği kitaplarında bir başka açıdan Elektro-Teknolojik gelişmelere değinmekte, adeta bir “Sibernetik Hiciv” örneği yaratmaktadır.

Biyokimya Profesörü Isaac Asimov, “Geliştirilmiş Kompüterlerin Yönetiminde Yepyeni Bir Dünya” ve “Yepyeni Planet Sistemi” kurulacağını; ilerideki bilgi alış-verişlerinin ise “Planetler Arası Kurulabileceğini” resmetmiş ve çeşitli kitaplarında bu konuları, değişik yönlerinden ele alarak işlemişti.

Astronomi Profesörü olan Carl Sagan ise “Uzay’da Yapılacak Bilgi AlışVerişi ve Yolculukların”, kitabının kahramanı olarak gösterdiği “Haddan” adını verdiği, bir Sibernetikçi Bilgin tarafından, düzenlenebileceğini, ileri sürmüştü.

Bütün bu örneklerin yanı sıra, “Matrix” adı ile yayına giren ve “Sibernetik Gelişmeleri” “vurdu-kırdı maceralarla karıştıran” filmi de görünce, “Öbürgünkü Sibernetik”in, (Peri masalları ya da polisiye maceralarla değil) ancak, bugüne kadar önümüze konulan “Bilimsel Veriler”den hareketle resmedilebileceği, kanaatine bir kez daha vardım. Bu kanaate uygun olarak da, kitabımı, bu duyuş ve düşüncelerle hazırlamaya giriştim. Halen yaşamakta olduğum 2003 yılı ortalarına kadar

− “Sibernetik Gelişmelerle” ilgili olarak benim saptayabildiğim ilginç durumları;

− Bu gelişmeye ilişkin “Bilimsel ve Politik Tartışma ve Çatışmaları”;

− Teknolojik Üstünlüğe Erişmiş Ülkelerin, hukuki değil, fakat fiili (de facto) bir durum yaratarak, bu bilimsel gelişmeyi, yalnızca “Kendi Çıkarları İçin Kullanma Girişimleri”ni;

− Bu güçlere karşı haklı bir savunma içine giren Diğer Ülkelerin, kendi teknik gelişimleri ölçülerinde ulaşabildikleri “Karşıt Teknolojik Buluş ve Aşamaları”nı;

− “Sibernetik Küreselleşme” yanında “Sibernetik Kutuplaşma”nın, gitgide daha da büyük bir hızla ilerlemesini;

− Astro-Fizik bulguların ise, yalnızca “Gezegenimiz” için değil, “Güneş Sistemimiz” hakkında da “Çok Kötümser Gelecekler” ileri sürmesini;

− Bu arada, “Çevre”nin daha da kirlenmesi ve “Dünya Yüzeyi”nin, gitgide daha da çok çoraklaşmaya doğru gitmesini;

− Çeşitli ülke Bilginlerinin, kişisel girişimleriyle “Gezegenimizi Kurtarma” yolundaki yetersiz ama ilginç buluş ve çabalarını; dikkate alarak

− “Öbürgünkü Sibernetik”in, önümüze neler serebileceği hakkında belirli fikirleri kafamda sıralayıp değerlendirmeye çalışmıştım…

İşte, bu bilgi birikimlerinin ve fikirlerin önderliğinde, bir “Bilimsel Hayal” (Scientifical Fiction) halinde bu kitap meydana geldi.

Kitaptaki kahramanların yaşantılarını, bu bilimsel bulgu ve verilerin ışığı altında geliştirerek, kendime göre bir senaryo ( ya da yeni bir Space Odyssey) halinde sunmaya çalıştım. Hemen belirteyim ki, kitapta sözü edilen Fizik, Astro-Fizik, Elektronik ve Sibernetik bulgular ve gelişmeler ile Biyolojik, Fizyolojik deneylerin, hepsi doğrudur ve bilimsel bulgulara dayanmaktadır. Bu nedenle de bölümlerin başlarına, bilgin ve filozofların görüşlerinden kısa alıntılar yapılmıştır.

Sibernetik Organizma yapımı konusundaki gelişmeler ise tarafımdan bir Bilimsel Kurgu içinde biraz geliştirilmiş ve kitaptaki kahramanlarla bütünleştirilmiştir.

Sonuç ise, tamamen benim kişisel bir görüşümden ibarettir.

Bu fikre katılır ya da katılmayabilirsiniz! Eğer katılacak olursanız, Dünyamızın kötü bir kader ile karşılaşması gibi bir durumun meydana gelmemesi için, tüm bilimsel uğraş ve çabalarınızı göstereceğinize ve sonucun değişmesinde çok büyük katkılar sağlayacağınıza inanıyorum.

Benim yaptığım şey: kafesi açmak ve kuşu uçurmak olmuştur.


İstanbul 2003

Toygar Akman

1 yorum:

Bilibili Yavrucak, Zıbartan Teması © 2017 - 2020 Bilibililer