Varyemez Amca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Varyemez Amca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2

Varyemez Amcanın Hayatı ve Serüvenleri - Bölüm 6.5 - Pizen Bluff'ın İnfazcısı


Don Rosa Anlatıyor;

Bu 12 bölümlük orijinal Varyemez Amca’nın Hayatı ve Serüvenleri dizisine ilave olarak yaptığım 2. Bölüm. Seride genellikle bölüm 6.5 olarak bilinir.

Orijinal ilk 12 bölümü yaparken, Varyemez’in gençlik zamanlarıyla ilgili üç Barksiyan unsurla uğraşmayı es geçtiğimi çok iyi biliyordum.

İlki, Varyemez’in Pizen Bluff adlı Vahşi Batı kasabasında bir altın arayıcı olmasıydı (Varyemez Amca’nın 1959 tarihli 26. sayısındaki başlıksız bir Barks hikâyesinde anlatıldığı gibi). Başka bir unsur, eski bir altın arayıcısının bir zamanlar Varyemez’e “Kayıp Tahta Bacak Madenini” gösteren bir harita vermesiydi (Donald Duck 52, 1957), ancak - madenin tamamen yaşlı adamın hayal ürünü olduğunu düşünerek - Varyemez haritayı çöpe attı. Ve üçüncü kullanılmayan Barksiyan unsur, Varyemez’in bir zamanlar “Sadece zavallı bir yaşlı adam”da (Varyemez Amca, Four Color no: 386) böbürlendiği gibi, Vahşi Batının meşhur kötü adamları Daltonları kurnazlığıyla alt etmesiydi.

Hikâyenin tamamını, bu dizinin bir parçası olarak anlatmamaya karar verdim, çünkü bir başka “kovboy olarak genç Varyemez” hikâyesi olacaktı. Ve zaten bunlardan birkaç tane yaptım. Yani bu bir toparlama bölümüydü. Ama orijinal Varyemez’in Hayatı dizisinde bu bölümün önceden zaten aklımda olduğunun kanıtı olarak -Varyemez’in Dalton çetesiyle Pizen Bluff’ta karşılaşması gerektiğini biliyordum- bölüm 7’nin açılış panelinde gösterilen Matilda McVak’ın kupür albümü sayfalarına bakmanız yeterli.


Çeviri: Lenard - Kontrol: SToktan - Balonlama: Mandos

Bu hikayede genç Varyemez’i, gerçek hayattaki bazı Amerikan kahramanlarıyla, kötü adamlarla, bir şovmenle ve bir Amerikan yerlisiyle bir araya getirmeye karar verdim: Buffalo Bill ve Annie Oakley, Dalton Kardeşler, Phineas T. Barnum ve Esneyen Kişi adında bir yerli (Geronimo olarak bilinir). Editörün her zamanki ısrarı sonucu hepsinin siyah bir burnu olsa da, mümkün olduğu kadar gerçeğe uygun çizildiler. Her zaman olduğu gibi, tarihsel doğruluk için delice merakımı kullandım. Kısmen daha eğlenceli bir hikâye ortaya çıkacağını düşünmem yüzünden, ama aynı zamanda tamamen kişisel bir meydan okuma olacağı için. Bu nedenle, ilk önce bu tarihi figürlerin 1890’da Arizona’da olabileceğinden emin olmalıydım... ve neyse ki öylelerdi! Bill ve Annie uzun bir Avrupa turnesinden yeni dönmüşlerdi ve Barnum o yıl Batı’da bir tatildeydi! Dalton Kardeşler hâlâ iş üstündeydi. Ve Geronimo iddialara göre Florida’da bir rezervasyondaydı, ama belki birkaç aylığına kaçmıştır, ne dersiniz? Öyle değilse kanıtlayın! (Hayır, lütfen yapmayın.) Varyemez, bu bölümde başrolü, ana seride Varyemez’e Amerika’daki ilk işini veren kişi olarak en son bölüm 2’de gördüğümüz amcası Pothole “Angus” McVak’la paylaşıyor. 2. Bölümün sonunda, Pothole Amca’nın 19. yüzyılın sonlarına ait popüler “ucuz romanlar”ın ana yazarlarından/kahramanlarından biri haline nasıl geldiğini anlatmıştım; Bu bölüm, Pothole’ün bu kariyerindeki başarısını ve şöhretini içerir.

Bu hikâye iki maceranın daha ön bölümü olacaktı - Biri Varyemez’in Hayatı dizisinin başka bir bölümü olacak, diğeri ise ki son panellerde değinilen, Varyemez’in “Kayıp Hollandalı Madeni”ni günümüzde arayışı olacaktı. Sonunda Kayıp Hollandalı Madeni macerasını tamamladım (“Hollandalının Sırrı”. Don Rosa Kütüphanesi, Cilt 8), ancak Varyemez’in amcası Pothole’ün planlarını nasıl tamamladığının hikâyesini anlatmaya hiç vakit bulamadım. (Geçmişte geçen bölümün son sayfasında üstü kapalı söylenen- dünyanın ilk çizgi romanının icadı.)


Buffalo Bill’in Vahşi Batı Gösterisi
 

Sahtekârlar prensi P.T. BARNUM


ANNIE OAKLEY
Buffalo Bill’in ekibinden Annie Oakley (ya da gerçek ismiyle Phoebe Ann Moses), 1860 yılında Ohio-Dark County’de doğmuş, atıcılığı babasıyla gittiği avlarda öğrenmişti. Daha sonra “8 yaşında yaptığım ilk atışım, hayatımda yaptığım en başarılı atıştı!” diyecekti. Atıcılıkla kazandığı ilk para olan 200 dolar ile oturdukları evin borcunu kapatmıştı. Beyaz Adam’ın kökünü kuruttuğu Kızılderili kabilelerinden en ünlülerinden Sioux’ların efsanevi lideri Oturan Boğa’nın “manevi kızım” dediği Annie’nin atıcılıkta ününü duyan Frank Butler adlı atıcı, Annie’ye meydan okumuş, 25 atışın 24’ünü isabet ettirerek seyredenlerin hayranlığını kazanmıştı. Ancak Annie, 25 atışın 25’ini de isabet ettirince Frank can evinden vurulacak ve çift o tarihten sonraki 50 yılı birlikte geçireceklerdi. Annie’nin tarihe geçen başarıları arasında, kocasının dudakları arasındaki sigaranın külünü vurmak ya da elindeki bıçağı ayna gibi kullanarak, arkasındaki birinin elindeki iskambil kâğıdını 30 parçaya bölmek gibi inanılmaz nişancılık öyküleri vardı. 
Ancak Annie tarihe sadece keskin nişancılığıyla değil, kendisini bir başkasıyla karıştırarak “kokain için hırsızlık yapmakla” suçlayan haberi yayımlayan 55 Amerikan gazetesine açtığı davalarla da geçti. O güne dek kimsenin yapmadığı bir şeydi bu. Annie, davaları açmakla kalmadı, 54’ünü de kazanarak hatırı sayılır bir tazminatı da “anasının ak sütü gibi” cebine koydu. Annie sadece Amerikalıları değil, 1887’de Buffalo Bill’in kumpanyası ile İngiltere’ye gittiğinde, Kraliçe Victoria’nın tahta geçişinin 50. yılı şerefine yapılan atıcılık yarışmalarında İngilizleri de büyülemişti. Bütün hayatı erkeklerle eşitlik mücadelesinde geçen Annie’nin “kadınlara genel oy hakkı” mücadelesine uzak kalması şaşırtıcı olmalı. Annie’ye göre, sadece “iyi kadınlar” oy kullanabilirdi! Annie ve kocası Frank, 1926’da üç hafta ara ile hayata veda ettiler, yani bir anlamda “ölüm bile onları ayıramadı”.

KAYIP HOLLANDALI

Kayıp Hollandalı hikâyesi bir peri masalından öteye gidemese de pek çok kişi bu hazineyi bulmak adına risk alarak hayatlarını kaybetti.

Söylenti ise şu şekilde; 1840’larda Arizona’da bir altın madenini bir aile işletiyor ve çıkan altınları Meksika’ya satıyor. Fakat bunlar Apaçi kabilesi tarafından katledilmeden önce oluyor. Sağ kalan bir veya iki kişi ise Meksika’ya kaçıyor. Katliamın olduğu bölge hâKatliam Bölgesi olarak anılıyor. Efsane büyüyor ve pek çok kişi madenin yerini gösteren haritaların olduğunu söylüyor. Fakat orası artık lanetli bir bölge olarak kabul ediliyor ve altını almaya kimse yanaşamıyor.

1870’lerde Alman göçmen “Hollandalı” Jacob Waltz, kendi soyundan gelenler tarafından kurulan madeni tekrar keşfetmiş ve dağlara açılan gizli bir kapıyı keşfetmişti. Yanındaki partnerinin ise ya Waltz tarafından ya da Apaçi’ler tarafından öldürüldüğü rivayet ediliyor.
Jacob Waltz
Hollandalı, sağlığı artık iyice elden gitmişken madenin yerini, ona 1891 yılına kadar bakan komşusu Julia Thomas’a söylüyor. Fakat kendisi de madenin yerini elindeki kanıtlara rağmen tespit edemiyor ve kimse altın madeninin orada olduğunu ya da var olduğunu kanıtlayamıyor.

Pek çok kaynak madenin Phoenix dışında Weavers Needle civarında olduğunu tahmin ediyor. Bazı gruplar düzenli olarak bölgeyi ziyaret ediyor fakat Ulusal Park Müdürlüğü ziyaretçileri zeminin ve bölgenin güvenilmez olduğu konusunda uyarıyor.
Superstition Mountains (Batıl Dağlar)
5

Varyemez Amca'nın Hayatı ve Serüvenleri Bölüm 6 - Transvaal'in Dehşeti


Bu bölüm için asıl başlığım “Transvaal Engereğinin Avı”ydı. Ancak editörüm Bryan Erickson, diğer başlıklarımın aksine Varyemez’e olumsuz bir atıfta bulunuyor görünmesi sebebiyle reddetti. İyi bir nokta! Ben de başlığımı “Transvaal’in Dehşeti” olarak değiştirdim. Önceki bölümde, genç Varyemez nihayet gökkuşağının sonundaki hazinesinin altın olduğuna karar vermişti ve kariyerine bir altın arayıcısı olarak başladı. Varyemez’in Yukon’daki altına hücum zamanlarına ve sonunda White Agony Creek’de turnayı nasıl gözünden vuracağını göstereceğim parlak günlerine doğrudan atlama isteğim büyüktü. Barks’ın “Klondike’ye Dönüş”ünde anlattığı gibi (Varyemez Amca Four Color 456, 1953). Ancak, üstü örtülü belirsiz yorumlarla, Varyemez’in Yukon’dan önce diğer birçok ünlü altına hücuma katıldığına dair referanslar vardı. Bu yüzden ilk önce bu hikâyelerle sabırla uğraşmak zorunda kaldım. Yine de bunun Varyemez’in nihai başarısının kolay ya da hızlı bir şekilde gerçekleşmediğini göstermeye yardımı oldu. Arkasında yıllarca süren güçlükler vardı. Varyemez, 1886’da Witwatersrand’daki ve 1896’da Batı Avustralya’daki altına hücumlara katıldığından bahsetmişti. Bu yüzden, 1897’de Yukon’a gitmeden önce genç Varyemez için 10 yıldan fazla sürecek altın arayışı deneyimi bulma konusunda hiçbir sıkıntı çekmedim.

Çeviri: Lenard - Kontrol: SToktan - Balonlama: Mandos

Evet, Varyemez ve Flintheart Glomgold’un, Yukon’da ortak olduğunu ya da Glomgold’un Vakvakkent’te yaşadığını ve Bilyonerler Kulübü’nde Varyemez’in yanında oturduğunu gösteren Avrupa Ördek Hikâyeleri olduğunu biliyorum; ama biz Barks hayranları Varyemez’in “kötü ikiz”inin Güney Afrika’da yaşadığını biliyoruz. Ve bu bölümü o bölgede kurgulayacağımı bilerek, Varyemez ve Flintheart’ın karşılaşmalarından önce, her ikisinin de cebinde birbirine sürtecek iki kuruşlarının olmadığı günleri anlatmaya nasıl direnebilirdim? Yine de, benim hikâyemde Varyemez’in Flintheart’in adını asla öğrenemediğine dikkat edin. Çünkü Barks’ın “İkinci en zengin ördek” hikâyesindeki ilk karşılaşmalarına kadar Varyemez Afrikanlı rakibini bilmiyor ve tanımıyordu (Varyemez Amca 15, 1956). Öte yandan, Flintheart’ın Varyemez’i o öyküde tanımadığına dair hiçbir gösterge yoktur. Hatta, Flintheart’ın para kasasında, Varyemez’le karşılaşmalarında takındığı soğuk tavır, Afrika’ya yaptıkları bir yolculuk sırasında, güvertedeki kısa karşılaşmalarından Flintheart’ın onun kim olduğunu daha önceden bildiği varsayımı yapılabilir.




Barks’ın hikâyesi uzun zamandır en çok sevdiğim Varyemez maceralarından biriydi; her ne kadar diğer birçok hikâye kadar mükemmel olmasa da. Fakat Varyemez Amca karakterini seviyorsanız, “kötü ikizi” ile tanışmaktan daha heyecan verici ne olabilir? Hatta Flintheart’ın 1886’dan önceki görüşmelerinden zengin olmak için -Varyemez’e duyduğu nefret ve kızgınlıkla birlikte- ondan ilham aldığını bile ima ediyorum. Flintheart’ı her yönden Varyemez’in eşleşmesi olarak görüyorum: Her ikisi de sıfırdan başlamış ve servetlerini “en kabadayıdan daha sert, en dalavereciden daha kurnaz” olmakla kazanmış. 4. Bölümde, Flintheart ile Varyemez’in diğer zengin rakibi John D. Rockervak arasındaki ayrımı ise onu bütün servetini miras alan biri yaparak göstermeye çalıştım. Ancak Varyemez ve Flintheart arasındaki fark, Flintheart’ın “parasını dürüst kazanmaması”dır. Onurlu olmayan ve belki de düpedüz tehlikeli biridir (Karabela çetesi bile daha iyi huylu kötülerdir).

Don Rosa

Flintheart Glomgold: Carl Barks’ın, Varyemez Amca’nın rakibi olarak oluşturduğu bir karakterdir. Varyemez Amca ile ezeli zenginlik yarışı, Barks'ın 1956 tarihli “En Zengin İkinci Ördek” macerasıyla başlamıştır.

Hırslı ve zengin olma mücadelesi veren bir karakter olarak gösterilmiştir. Varyemez’in ezeli ve ebedi düşmanı olarak tanımlanır. Varyemez Amca iyiliği temsil ederken, bu karakter tam zıttıdır. Belki buna yaratılışında Varyemez’in aksine hiçbir akrabası olmaması etkendir. Varyemez’le girdiği bir mücadeleyi kaybedip bitap düştüğünde bile Varyemez’in yeğenleri tarafından taşınır. Dünyanın en zengin ördeği olmak için Varyemez’le sürekli rekabet halindedir, ancak şimdiye dek bu unvanı hiç ele geçirememiştir.

“Dünyanın en zengin ördeği ödülü”nü elde etmek üzere kirli işlerini Barut ve Karabela Çetesi’ne yaptırmaktadır.



Çizgi karakterin yaratılışında Carl Barks, Güney Afrikalı bir karakter olarak tanımlamıştır. Fakat daha sonraki yıllarda politik ve başka olaylardan dolayı, Vakvakkent’te yaşayan bir İskoç köylüsü olarak çizilmiştir. İskoçyalı olarak çizilmesinin nedeni Varyemez Amca’nın da İskoçyalı olmasıdır. Böylelikle Carl Barks eşit bir rekabet ortamı da yarattığını düşünmüştür.

Bencil, sahtekâr ve inanılmaz açgözlü, hedefi dünyanın en zengin ördeği olmak, ancak onu böyle acımasız bir ördek yapan şey, bunu başarmak için bile olsa, her çizgiyi geçeceği gerçeğidir. Carl Barks’ın karakteri 3. ve son kez kullandığı hikayede Varyemez'i öldürmeye çalışması gibi. 

Çizgi romanlarda Glomgold, bir fular, siyah bir ceket ve bir İskoç bonesi giyer. Glomgold, görünüm ve kişilik olarak Varyemez’e pek çok yönden benzer. Bununla birlikte, dürüst olmayan yöntemlerle para kazanmaya inanmayan Varyemez'den farklı olarak, Flintheart sık sık çöküşüne yol açan ahlaksız kararlar alır. Varyemez’le neredeyse tamamen aynı olan bir para kasasına sahiptir. Varyemez’in kasası Vakvakkent’in merkezinde iken, onunki Güney Afrika’daki bir ormanın ortasında bulunan Limpopo Vadisi’ndedir. Sembolü Varyemez’in dolar işaretine karşı, pound şeklindedir.

1

Varyemez Amca'nın Hayatı ve Serüvenleri Bölüm 5 - McVak Şatosunun Yeni Sahibi


Bu bölüm, Carl Barks’ın birçok klasik hikâyesinin arka planlarında gözler önüne serdiği “Varyemezsel gerçekler” ile ilgili yaşadığım çok sayıdaki problemlerden birini kısmen çözmek üzere tasarlandı.

Yani, Varyemez nasıl fakir bir ailede doğmuş olabilir (1958 tarihli Varyemez Amca'nın 22. sayısındaki macera, “Altın Nehir” de belirtildiği gibi) - ve yine de İskoç yaylalarındaki görkemli, atalardan kalma bir şatonun varisi olabilir? (1948 tarihli Donald Duck Four Color’un 189. sayısındaki macera “Eski Kalenin Sırrı”nda gösterildiği gibi).

İlk bölümde bu çelişkinin üstesinden gelmek için bir temel oluşturmuştum ve dizi için dikkatle oluşturduğum yapıyı takip ettim. 5. bölümde bu meseleyle uğraşacağımı biliyordum. Hikâyede gösterildiği gibi, McVak’lar Whiskerville’lerin tazısı tarafından şatodan sürüldü. Mülkü ellerinde tuttular ve klanın tamamı, satmayı reddetmelerine ve geri dönmek için çok korkmalarına rağmen, yüzyıllar boyunca vergileri ödemeye devam ettiler.



Çeviri: Lenard - Kontrol: SToktan - Balonlama: Mandos


Fakat Varyemez’in 1885’te İskoçya’da olduğunu nereden biliyordum? Barks’ın, Varyemez Amca’nın 1958 tarihli 21. sayısındaki macera “Para Kuyusu”nda geçen şu sözünden: “1885’te İskoçya’da bu gözlükler için sadece bir dolar ödedim.” Bu yüzden onu ilk kez taktığını göstermek için de bu fırsatı kullandım. Ancak onları sadece okumak için kullanıyor - 17 yaşından daha büyük olana kadar (1902’de) onları sürekli taktığını göstermiyorum.


Bir eski film tutkunu olarak sıkça başıma geldiği gibi, bu bölüm için bir zamanlar gördüğüm bir filmden esin aldığım bir fikrim vardı. Ancak on yıllardır gizemli bir biçimde ortalarda görünmeyen bu filmi izlememin üzerinden 20 yıl ya da daha uzun bir zaman geçti. Michael Powell ve Emeric Pressburger’in büyük ekibi tarafından yazılan ve yönetilen, artık klasik olmuş 1946 yapımı bir İngiliz fantezisi. Amerika’da “Cennete Merdiven” (Stairway to Heaven) olarak da bilinen filmin orijinal adı “Ölüm Kalım Meselesi” (A Matter of Life and Death).

Artık filmi izlemek için özellikle can atıyordum. Şayet bana zaten karar vermiş olduğum olaylar dizisini nasıl ele alacağıma dair bazı fikirler verebilirdi. Bu, İnternet’in ilk zamanlarındaydı ve küresel iletişim ağının işim için ne kadar faydalı olduğunu ilk kez kanıtlıyordu. Ünlü film eleştirmeni Roger Ebert ile temasa geçtim ve filmin haklarının on yıl önce yeniden çekmek isteyen biri tarafından satın alındığını söyledi; ancak bunu hiç yapmadılar. Her neyse, ama film yine de herhangi bir yakın gelecek için ölümlü gözlerden yasal olarak uzak tutuldu.

Bu yüzden, siber âlemde bir duyuru yayınladım ve bana filmin bir kopyasını sağlayabilecek herkes için dünyanın dört bir yanına ricada bulundum. Beklenildiği gibi, hiç zaman geçmeden Kanada’daki bir film hayranından bir videokaset elime ulaştı - görünüşe göre sadece Amerikan hakları saklı tutulmuş. Filmin bana hikâyem için faydalı ipuçları verdiğini sanmıyorum, ancak yine de filmi kütüphaneme eklemeye değer buldum! (Daha yakın bir zamanda, DVD’de “Ölüm Kalım Meselesi” satışa çıktı, bu sayede biraz daha kolay bulabilirsiniz.)

Bu bölüm özellikle hoşuma gitti! Sınırlı sayıda sayfalarda çok fazla olayı ve çok fazla yılı anlatmaya zorlanmadığım zamanlarda (5. ve 9. bölümler gibi), bir günde gerçekleşen bölümlerde daha iyi bir iş çıkardığıma inanıyorum.

Don Rosa



KARAKTERLER


Sir Quackly McVak


Sir Quackly McVak “Eski Şatonun Sırrı” adlı Carl Barks hikâyesinde yer bulmuş daha sonra ise kendisinden Don Rosa’nın Ördek Ailesi Soyağacı'nda bahsedilmiştir. Bunların dışında yine Rosa’nın Varyemez Amca’nın Hayatı ve Serüvenleri’nde bir hayalet olarak ondan söz edilmiştir. 1010 yılında İskoçya’da doğmuş, ileride klanın liderliğini yapmıştır. 1057 yılında İskoçya Kralı I. Macbeth sürdürdüğü taht savaşına destek vermesi için bir hazine sandığı teklif etmiş, bunu kabul eden Sir Quackly daha sonra sandığı koruma telaşına düşüp, kazayla kendisini şato içinde bir yere kilitleyip burada ölmüştür. Sir Quackly, McVaklar arasında hayaletinin şatoda bulunup hazineyi koruduğu şeklinde efsaneleşmiştir. Eski Şatonun Sırrı’nda kötü karakter Diamond Dick kendini Quackly’in hayaleti olarak gösterip Varyemez McVak’ı korkutup kaçırmaya çalışırken, McVak Klanının Sonuncusu’nda hayalet insan kılığında görünüp, kimliğini açıklamadan genç Varyemez McVak’a öğütler vermiştir. Sir Quackly’nin cesedi ve hazine sandığı 1948 yılında Varyemez McVak tarafından bulunmuştur.


Sir Eider McVak 

Sir Eider McVak’tan “Eski Şatonun Sırrı” adlı Carl Barks hikâyesinde bahsedilmiş daha sonra ise kendisi Don Rosa’nın Ördek Ailesi Soyağacı'nda yer bulmuştur. Sir Eider 880 yılında İskoçya’da doğmuş, ilerleyen yaşlarında klanın lideri olmuştur. 945 yılında İngiltere Kralı I. Edmund ve İskoçya Kralı I. Malcolm tarafından anlaşmayı yok sayan Anglosaksonlar tarafından 946 yılında şatoları kuşatılmıştır. Pahalı olduğu için askerlerine ok temin edemeyen ve saatlik 30 parça bakır ödeyebilen Sir Eider, askerleri canları kurtarmak için onu terk edince düşmana karşı tek başına savaşarak ölmüştür. Sir Eider aile mezarlığına gömülmüş, zırhı şatonun koridorlarından birine yerleştirilmiştir.



Sir Roast McVak 

Sir Roast McVak’tan “Eski Şatonun Sırrı” adlı Carl Barks hikâyesinde bahsedilmiş daha sonra ise kendisi Don Rosa’nın Ördek Ailesi Soyağacı'nda yer bulmuştur. 1159 yılında İskoçya’da doğmuş, çok açgözlü bir adamdı. O dönemde İskoçya’nın en zenginlerinden olan klan, 1189 yılında İskoçya Kralı I. William İngiltere Kralı I. Richard ile yaptığı anlaşmayı yerine getirmek için klanın hazinesinin büyük bölümünü isteyince durum değişti. Anlaşmaya göre William Richard’a 10.000 Mark ödediği takdirde ona hizmet yemininden kurtulacaktır. Sir Roast da kralı William’ın bu isteğini yerine getirmiştir. Daha sonra mali problemler yüzünden klan zayıflamış, Sir Roast’ın kralla ilişkileri bozulmuştur. 1205 yılında kralın kilerine saldırmıştır. Bir süre sonra mide fesadından ölmüş, aile mezarlığına gömülmüş ve zırhı şatonun koridorlarından birine yerleştirilmiştir.


Hugh “Seafoam” McVak 


Kaptan Hugh “Seafoam” McVak ilk olarak Swindle McSue’nun Seafoam’ı dolandırmasının arka planını oluşturduğu “The Horseradish Story” olarak bilinen isimsiz Carl Barks hikâyesinde ortaya çıkmıştır. Karakter öyküsü daha sonra Don Rosa tarafından geliştirilmiş olup Varyemez Amca’nın Hayatı ve Serüvenleri'nde diğer McVaklar ile birlikte cennetteyken görülmüştür.

Hugh McVak 1710 yılında İskoçya’da doğmuş, 1727’de Glasgow’a yerleşip denizcilik yapmaya başlamıştır. Bu alanda başarılı olup The Golden Goose (Altın Kaz) ismini verdiği kendi gemisine sahip olmuştur. Birleşik Krallık ile Karayipler arasında iyi işleyen bir taşımacılık işi kurmuştur.

1753 yılında bu talihi sona ermiştir. Swindle McSue Jamaika’ya bir sandık dolusu yaban turpu götürmek için anlaşmış, fakat üç hafta sonra gemi oraya ulaşamadan Swindle’ın sabotajına uğramış ve batmıştır. Hugh İskoçya’ya döndüğünde, imzaladıkları anlaşmada fark edemediği küçük boyutlu yazılmış bir maddede, eğer taşıma başarısız olursa tüm mal varlığının Swindle’a geçeceği yazılı olduğunu öğrenmiştir. Hugh’a sadece elbiseleri, cebindeki gümüş saati ve ağzındaki altın dişler kalmış; hatta Swindle bunları da istemiş olmasına rağmen, o kaçarak kurtulabilmiştir.

Bundan sonraki hayatı ile ilgili bilinen tek şey 1776 yılında 66 yaşındayken öldüğüdür. Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na katıldığı varsayılmıştır. The Heirloom Watch olarak bilinen gümüş saati Quagmire McVak’a miras kalmıştır.

Don Rosa’ya göre Seafoam McVak ve Hugh McVak aynı karakterdir ve “Seafoam” sadece bir lakaptır.


Sir Swamphole McVak 


Sir Swamphole McVak Carl Barks tarafından yaratılmış antik çağ McVaklar’ındandır. Sir Swamphole 1190 yılında İskoçya’da doğmuş, ilerleyen dönemlerde klanın lideri olmuştur. Klanı zenginleştirerek başarılı bir liderlik sergilemiştir. 1260 yılında ölmüş, aile mezarlığına gömülmüş ve zırhı şatonun koridoruna yerleştirilmiştir.


Malcolm McVak 

Malcolm “Matey” McVak karakteri “Back to Long Ago!” adlı Carl Barks hikâyesinin Varyemez McVak’ın bundan önceki hayatlarında yaşadıklarını görmek için hipnotize edildiği sahnesinde görülmüştür. Daha sonra ise Don Rosa tarafından kullanılmış, onun Ördek Ailesi Soyağacı'nda yer bulmuş, ayrıca Varyemez Amca’nın Hayatı ve Serüvenleri McVak’ta diğer McVaklar ile birlikte cennetteyken ortaya çıkmıştır.

Malcolm 1530 yılında doğmuştur ve McVak Klanının İngiltere’ye yerleşmiş olan bir kolunun üyesidir.

İngiliz donanmasında görev yapmış, 1563’te HMS “Falcon Rover” firkateyninin kaptan Loyal Hawk’tan sonra ikinci adamı olmuştur. Gemileri 1563-1564 yıllarında İspanyol Karayip Denizi’nde saldırıya uğradı. O ve gemiden arkadaşı Pintail Duck İngiltere Kraliçesi adına kaptan Loyal Hawk emrinde gemide bulunan patatesleri gömmüşlerdir.

Söylentilere göre Malcolm McVak 9 Aralık 1564’te İspanyol filosu gemileri Falcon Rover’a çarptığında bütün mürettebatla birlikte hayatını kaybetmiştir. Ancak bu doğru değildir çünkü 1579 yılında, daha sonra Cornelius Coot tarafından ele geçirilip adı Fort Duckburg olarak değiştirilecek olan, Fort Drakeborough’un komutanlığına getirilmiştir.




4

Varyemez Amca'nın Hayatı ve Serüvenleri Bölüm 4 - Bakır Tepenin Akıncısı


Bu bölüm, Carl Barks’ın Varyemez McVak’ın başrolde olduğu iki eski öyküsünde geçen, iki ayrı açıklamaya dayanıyor. ‘Only a Poor Old Man’ (Uncle Scrooge Four Color 386, 1952) adlı hikayede Varyemez, Montana’daki kovboyluk kariyerinin ardından bir maden arayıcısı olduğundan bahsediyor. Hatta o sayının geçmişi gösteren sahnelerinden iki paneli yeniden oluşturdum (Kopyalamanın kibarcası . Ve Fantagraphics tarafından ‘The Horse-Radish Treasure’ (The Scrooge Four Color 495, 1953) olarak yayınlanan başlıksız Barks hikayesinde, Varyemez bir aile yadigarını -Seafoam McVak’ın altın dişlerini- ortaya çıkaramadığı için az kalsın bütün servetini yitiriyordu. Çünkü Varyemez, madenci gereçleri almaya yetecek parayı bulmak için altını sattığını söylüyordu. Burada o hikaye anlatılıyor.

Çeviri: Lenard - Kontrol: SToktan - Balonlama: Mandos




Varyemez’in gençlik yılları hikayelerinin tamamında olduğu gibi, yazmaya başlamadan önce konunun geçtiği yerin tarihi ve coğrafyası hakkında geniş kapsamlı bir araştırma yaptım. Ördek hikayeleri yazma ve çizme kariyerim devam ederken, araştırmamın bana kanıtladığı tek şey, olay örgüsü için mümkün olan en iyi fikirlerin gerçek tarihten çıkmasıydı! Bu hikayelerden bazıları tarih kitaplarının tam ortasında uzanıyor, adeta biri çıkıp da anlatsın diye yalvarırcasına bekliyorlar gibiydi, bu yüzden genellikle fazla övgü almamalıymışım gibi hissediyorum.  Bu hikaye için de durum aynıydı!

Hikayemi ünlü (gerçek hayattaki) Anakonda Bakır Madeni (Dünyanın En Zengin Tepesi) ve gerçek hayattaki sahibi Marcus Daly’nin etrafında ördüm. Araştırmam sırasında Daly’nin bir rakibinin Anakonda’nın yakınındaki küçük bir bakır damarını nasıl keşfettiği ve üzerinde hak iddia ettiğine dair şaşırtıcı bir hikayeye rastladım. Ve sonra ‘Apeks yasası’ olarak adlandırılan 1849 tarihli muğlak bir yasaya dayanarak Daly’nin mülklerinin tamamının kendisinin olduğu iddiasında bulundu.  Bu yasa, zeminin yüzeyine en yakın cevher damarının herhangi bir bölümüne sahip olan kişinin, damar nerede ne kadar uzak veya ne kadar derin olursa olsun tüm damarın sahibi olduğunu belirtiyordu. Artık bir hikayem vardı! Bu, genç ve tecrübesiz Varyemez’i içine dahil etmek için mükemmel bir durumdu. Daha sonrasında ise, başarıyı tamamen kendi sıkı çalışmasıyla kazanana dek elinde tutamayacağını öğrenecekti. Ve bu 13 yıl daha olmayacak!

Bu hikayede işlediğim Barks evreninin bir başka parçası da John D. Rockervak. Barks bu rakip milyarderi yarattıktan sonra onu sadece bir hikayede kullandı. Ama bilinmeyen nedenlerden ötürü, İtalyan Disney çizgi roman yazarları tarafından oldukça benimsendi ve Rockervak’ı İtalyan ördek evreninde ana karakterlerden biri yaptılar. Flintheart Glomgold’un Amerikan ve Kuzey Avrupa çizgi romanlarındaki rolünü doldurma görevini üstlendi. Hikayemde Rockervak’ı Varyemez’den oldukça farklı göstermeye çalıştım (Aynı nedenden Flintheart Glomgold’u), çünkü Varyemez ve Flint gibi servetini çalışarak elde etmemiş, tamamını miras olarak almıştı. Ayrıca John’u, Varyemez’den birkaç yaş daha genç gösterdim. Böylece kendi babasını, Howard Rockervak’ı kullanarak onu daha fazla alaya alabilir, Varyemez’in dizi boyunca tavsiye aldığı bilge akıl hocalarından biri olarak kullanabilirdim.

Evet, nihayet bu hikayede Howard Rockervak’ı daha fazla gösterebildim. Daha önce ‘Ördekler, Bozukluklar ve Kaderler’de onu adı meçhul bir Amerikalı milyarder olarak göstermiştim. Howard, Varyemez’in sevgili bir numaralı parasının önceki sahibiydi ve şimdi kader onları gerçekte bir araya getirmişti. Ama bu hikayede karşılıklı konuşurlarken genç maden arayıcısının o paranın cebinde olmasını sağlayan kişinin Howard olduğunu çok az kişi biliyordu. Bunun sebebi ‘Ördekler, Bozukluklar ve Kaderler’in Amerika’daki yayımının bu sayıdan bir yıl sonra gerçekleşmesi.

Bu hikayelerdeki Egmont editörlerim, senaryolarımda belirli yıllardan bahsetmeme izin vermedi. Yapsaydım ne olacağını bilmiyorum. Okuyucunun kafası şişer mi? Ya da...  hikayeyi daha da ilginç bulabilir mi? Ancak her zaman okuyucularıma tam olarak hikayemin gerçekleştiği zamanla ilgili net ipuçları vermenin yollarını buldum. Bazen, editörlerimin fark etmeyeceğini umarak bir tarih göstermek için arka plana bir takvim koyardım. Mesela burada sayfa 2, panel 7’de duvardaki takvimden tarihin ‘1884’ olduğunu görebilirsiniz. Başka zamanlarda daha incelikli olurdu - bu öykünün sonunda Özgürlük Anıtı’nı inşa aşamasındayken gösterdim. Meraklı bir okuyucu tarih kitabından - pekâlâ, artık internetten -  kontrol edebilir ve hikayenin bu bölümünün 1886’da gerçekleştiğini görebilir.

Bir not: Don Rosa bu hikayeyi ilk başta ‘Bakır Tepenin Kralı’ olarak adlandırmıştı, keza Avrupa’da bu şekilde basıldı. Ancak Gladstone’dan çıkacağı zaman ‘Bakır Tepenin Akıncısı’ olarak değiştirdi, çünkü 8. bölüme ‘Klondike’nin Kralı’ adını vermek istemişti.

KARAKTERLER


Marcus Daly: Montana’nın üç “bakır kralı’ndan biri olarak bilinen İrlanda kökenli Amerikalı iş adamı.

5 Aralık 1841’de İrlanda, Cavan’da bir çiftçi ailesinin on bir çocuğunun en küçüğü olarak dünyaya geldi. Zamanın çoğu göçmeni gibi, Marcus 1856’da New York’a birkaç eşya, çok az para, sınırlı bir eğitim ve iş becerileriyle geldi. Panama kıstağını kullanarak San Francisco’ya gitmek için yeterli parayı biriktirinceye kadar ilk 5 yıl boyunca çeşitli işler yaptı (gazete satmak, rençberlik, ağaç kesme, demiryolu işçiliği vs.) ve daha sonra oradan bir kız kardeşinin yaşadığı Kaliforniya’ya geçti.

Daly, Kaliforniya’daki ilk madencilik deneyimini 1860’ların başında, Sutter’s Mill’deki Altına Hücum’un üzerinden on yıla yakın süre geçtikten sonra buldu. Orada kendisi gibi genç bir İrlandalı olan Thomas Murphy ile birlikte çalıştı. Kazandığı tecrübeyle, Nevada, Virginia City yakınlarındaki Comstock Lode’un gümüş madenlerinden birinde iş buldu. Orada, yıllar içinde Daly’nin finansal destekçilerinden biri olacak olan George Hearst ve ortakları James Ben Ali Haggin ve Lloyd Tevis ile tanıştı.

1871’de Utah, Ophir’deydi ve Salt Lake City’deki bankacılık ve madencilik sendikası Walker Brothers’da ustabaşı olarak çalışmaya başladı. 1872’de Daly, Bay Evans ve kızı Margaret ile birlikte Ophir’de bir madeni incelerken, genç hanımefendi bir eğimde dengesini kaybetti ve Daly’nin kollarına düştü. Ertesi yıl Salt Lake’teki Walker Brothers evlerinden birinde evlendiler. Margaret 18, Marcus 30 yaşındaydı. Daly’nin ilk iki çocuğu Margaret Augusta (Madge) ve Mary (Molly) Utah, Ophir’de doğmuşlardı.

1872’de Daly, Hearst grubuna Utah, Park City yakınlarındaki Ontario madenini satın almalarını önerdi. On yıl içinde Ontario 17 milyon dolar getirecek ve 6.250.000 dolar kâr payı ödeyecekti.

1874 yılında Marcus Daly, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı oldu. Walker Brothers, 1876’da Daly’yi yatırım yapmaya uygun bir gümüş madeni bulması için Montana’ya gönderdi. Önerdiği Alice madenini Walker Bros. satın aldı, Daly’yi başmüfettiş olarak atadılar ve madenden ufak bir pay verdiler. Alice’te çalışırken, önemli miktarda bakır cevheri yatağı olduğunu fark etti. Bölgedeki diğer bazı madenlere erişim sağladı ve tepenin bakır cevheri ile dolu olduğu sonucuna vardı. İşverenlerine Anakonda’yı satın almalarını önerse de buna yanaşmadılar. 1881’de Daly, Alice madenindeki küçük payını 30.000 dolara sattı ve Anakonda’nın arazisini satın aldı.

Anakonda başlangıçta bir gümüş madeniydi, ancak altında o yıllarda bilinen en büyük bakır yataklarından biri yatıyordu. Fakat madeni geliştirecek parası yoktu. Bu yüzden Hearst, Haggin ve Tevis’e başvurdu. Sağlanan finansla, dünyadaki en zengin tepeyi geliştirmeye başladı. Madenin içindeki ilk birkaç yüz metre gümüş bakımından zengindi ve tükenmesi birkaç yıl sürdü. O zamana kadar, Butte’daki diğer gümüş madenleri de tükenmişti. Böylece Daly Anakonda, St Lawrence ve Neversweat madenlerini kapattı. Ortaklarına aklında ne olduğunu bildirdi ve onlarda onayladılar. Civardaki mülk fiyatları iyice düştü ve Daly sessizce onları satın aldı. Sonra Anakonda’yı bir bakır madeni olarak tekrar açtı ve dünyaya Butte’ın “Dünyanın En Zengin Tepesi” olduğunu ilan etti.


Çünkü Thomas Edison, New York’a dünyanın ilk elektrik üreten enerji santralini yeni kurmuştu. Ve elektriğin neler yapabileceğini göstermek için, en iyi iletkenlerden bakıra çok fazla ihtiyaç vardı. Bakır, 1880’lerin başlarında oldukça ucuz olsa da eritme maliyetleri yüksekti. Galler, Swansea’de bulunan dökümcülere sevk edilmek zorundaydı. Daly, eritme maliyetlerinin düşmesi halinde bakırda kâr olabileceğini fark etti. Yine Hearst, Haggin ve Tevis’in desteğiyle, Butte’nin yirmi mil batısına büyük bir eritme tesisi kurdu. 1895’e gelindiğinde ise artık Anakonda şirketi dünyanın en büyük bakır üreticisiydi. Girişimin küçük bir ortağı olmasına rağmen Marcus Daly milyoner olmuştu.

Marcus Daly, kendisi hakkında konuşan bir adam değildi. Hayatının ayrıntılarına dair hiçbir iz bırakmadı. Ölümünden kısa bir süre sonra, kişisel kayıtları Anakonda’dan Bitterroot Çiftliği’ne gönderildi ve yakıldı. Marcus ve Margaret arasındaki mektuplar bile Margaret tarafından yok edildi. Daly tıknaz, koyu tenli ve alışagelen İrlanda mizacına sahipti. Konuşurken sesi yumuşak ve alçaktı. İrlanda aksanıyla konuşur, tütün çiğner ve madencileriyle bira içmeyi çok severdi. Dostları onu cömert, lafını esirgemez, savaşçı karakterli ve yaratıcı biri olarak tanımlardı. 12 Kasım 1900’de, 58 yaşındayken diyabet ve kalp rahatsızlığı sonucu New York’daki Netherlands Oteli’nde yaşama veda etti. Ölüm onu 15 yaşında İrlandalı bir göçmen olarak hayallerini süsleyen Amerika’ya ilk kez baktığı New York limanının yakınında bulmuştu. Naaşı New York, Brooklyn’deki Greenwood Mezarlığı’ndaki Daly anıt mezarına yerleştirildi.


John D. Rockervak: Scrooge McDuck Universe dünyasından bir kurgusal karakterdir. Varyemez Amca'nın en büyük düşmanlarından birisidir. İsmi, Amerikan kapitalist ve hayırsever John D. Rockefeller'ın isminde yapılan oynamalarla ortaya çıkmıştır. Karakter Carl Barks tarafından yaratılmıştır. Barks, onu ilk kez Boat Buster ismiyle, Aralık 1961’de yayınlanmış bir hikâyede kullanmıştır.

Karakter nadiren Amerikan hikâyelerinde ortaya çıktı ama Brezilya, Avrupa ve özellikle İtalyan hikâyelerinde sık sık yer buldu. Aynı zamanda şu an artık kullanılmayan Disney Stüdyo Programındaki hikâyelerde görüldü. Bir İtalyan hikâyesinde ilk kez ortaya çıkışı Giampaolo Barosso ve Giorgio Bordini tarafından yayınlanan Zio Paperone e il kiwi volante ("Varyemez Amca ve Uçan Kivi Kuşu") hikâyesindedir. Bu hikâyenin ilk basımı 1 Mart 1963’teydi.

Belirgin bir karakter özelliği, Varyemez'e yenildiğinde şapkasını yeme alışkanlığıdır. Bazı hikâyelerde, özellikle rezil bir şekilde mağlup olduğundan dolayı, bir kamyon dolusu şapkanın tamamını yediği de görülürdü.


Düşmanı gibi kurnaz bir iş adamıydı ve dünya çapında bir finansal imparatorluğu yönettiğinden kolayca Varyemez ve Flintheart Glomgold'un düşmanı oldu. Onların aksine, Rockervak cimri değildi, daha çok eli açık bir para harcayıcıydı. ama bu onun müsrif birisi olduğu anlamına gelmiyordu. O daha çok "para kazanmak için para harcaman gerekir" sözünü koruyordu, bu özelliği ile Varyemez'e doğal olarak muhalifti. Rockervak lüksü seviyordu ve varlığı ile şov yapmayı da severdi. Ayrıca onun sekreteri, danışmanı ve sağ kolu Jeeves'den başka herhangi bir yakın dostu olduğu görülmüyordu.

Varyemez ve Flintheart gibi, Rockervak da had safhada rekabetçiydi. Onlara düşmanlığı kendi hazine departmanında da sürüyordu ve ara sıra buranın ismini değiştirerek "Dünyanın En Zengin Ördeği" ve "Dünyanın En Zengin İkinci Ördeği" olduğunu iddia ederdi. Bu isimler sırasıyla Varyemez ve Flintheart'a ait olduğu zaman, ona "Dünyanın En Zengin Üçüncü Ördeği" unvanı kalırdı, ama bu hiçbir büyük hikâyede açıkça belirtilmedi. O, aynı zamanda Varyemez ve Flintheart'ın da üyesi olduğu Duckburg Milyarderler Kulübü'nün nüfuzlu bir üyesiydi. Flintheart ile birlikte bulunduğu sadece iki hikâye vardır. Bunlar, 'Zio Paperone e il bisbilione' ('Varyemez Amca Bir Milyar Kazanır.') ve Whatever Happened to Scrooge McDuck? hikâyesidir.

Karakterler arasındaki bir başka ayrım ise onların ülkelerinin yerleri ve onların yatırım düzenidir. İskoç doğumlu Varyemez'in aksine, Rockervak babası Howard gibi İngiltere'den olduğunu iddia ederdi. Bazen burada yaşadığını tasvir ederdi. Ve Amerika'dan daha çok Avrupa'da aktiflik gösterirdi. Bazı hikâyelerde Varyemez, ondan satın almaya çalıştığı ya da onunla rekabet ettiği bir arazi ile Avrupa marketindeki işlerini geliştirmeye çalışırdı.

Rockervak aynı zamanda koleksiyonculuk tutkusuna sahipti. Onun değerli madeni para ve pul koleksiyonuna ilaveten, kendisine ait kapsamlı bir sanat koleksiyonu da vardı. Bu koleksiyonun içerisinde antikalardan 20. yüzyıl eserlerine kadar eserler bulunurdu. Varyemez aynı içerikte ve benzer değerlerde koleksiyona sahip olduktan sonra, onların birbirlerine meydan okuma merkezi koleksiyonlarına yeni eklemeler edinmeye çalışmak üzerine dönüyordu.

Birçok hikâye onun, özellikle 1970'ler ve 1980'ler boyunca, Varyemez'in kar yapmak amacıyla işlerini organize etme metotları ile onunkilerin zıtlığını ve kıyaslamasını içeriyordu. Bazı metotlar, onların endüstrileri için yeni ürünler araştırma yollarını içerir. Bunlar; rafine etme yöntemi, mevcut yöntemleri geliştirme ve yeni ürün metotları çalışmalarıdır. Bunların içinde pazarlama teknikleri ve halkla ilişkiler yöntemlerini gelişmenin yolları da vardır. Her ikisi de birbirlerinin hareketlerini önceden öğrenmeye çalışırdı. Rockervak sık sık sanayi casusluğu ve sabotaj yollarına başvururdu. Ondan daha az da olsa Varyemez'de ara sıra benzer metotlara başvururdu. Rockervak'ın Varyemez'e karşı planları daha şiddetli olan aksiyonları da kapsayabilirdi. Bunlar adam kaçırma, uçak kaçırmak ya da şantaj yapmak olurdu. Bu durumlarda genellikle sağ kolu olan Jeeves'i kirli işleri yapmak için görevlendirirdi. Ama aynı zamanda Karabela Çetesi'ni de kirli işlerini yapmak için zaman zaman işe alırdı.

Birçok ülkede Rockervak, Varyemez'in kendisi kadar iyi bilinir. İtalya'da, karakter popüler kültür içerisinde fazlasıyla bilinirdi. İsmi ara sıra "sevimsiz varlıklı kişi" ya da "girişken kişi" için bir metafor olarak kullanılırdı. Rockervak, Varyemez Amca hikâyelerinin en çok göze çarpan karakterlerinden biriydi.

Barks hiçbir zaman Rockervak'a bir köken vermedi. Sonraları Don Rosa, The Life and Times of Scrooge McDuck (Varyemez Amca'nın Hayatı ve Serüvenleri) serisinde ona bir köken verdi. Don Rosa'ya göre, Rockervak kendi kurgusal düşmanlarından ve tarihi adaşından bazı farklara sahipti. Glomgold ve Varyemez fakirlik içinde doğmuş ve kendi hazinelerini kazanmışlardı.

John D. Rockervak 1878'de doğdu. Babası Howard Rockervak hazinesini 1849'da Kaliforniya Altına Hücum döneminde kazanmış bir Amerikan milyoneriydi. John'un babası uyanık bir iş adamıydı ama centilmen bir adamdı. Annesi ise oğlunu şımartmış oldukça züppe bir kadındı. Babasının hayal kırıklığı daha çok, John’un küçük yaşta ailesinden daha az zengin olanlara tepeden bakmasıydı. Babası ona kendisinin de bir zamanlar fakir olduğunu hatırlatmayı denedi. Ama John, annesi kadar züppe birisi oldu.

John'un Varyemez ile ilk kez karşılaşması 1885'te Butte, Montana'da gerçekleşti. O zamanlar John 7, Varyemez 18 yaşındaydı. Howard Rockervak, Marcus Daly isimli "Bakır Kralı" olarak bilinen İrlandalı bir iş adamı ile "The Anaconda Copper Mining Company" şirketindeki yatırımları hakkında görüşmeye giderken, Varyemez ile tanıştı. Howard, bu deneyimsiz maden arayıcısı ile dostça bir sohbete başladı. Varyemez'e işin sırlarını öğretti.  John babasının bu 'ahlakı bozuk köylü' ile ilişki kurmasına karşı çıktı. Howard oğlunun son davranışı yüzünden, gençliğine benzettiği Varyemez'i, oğluna biraz terbiye etmesi için görevlendirdi. Ve bu işe yaradı. Daha sonra John Rockervak babasının hazinesini miras aldı ve Varyemez'e olan düşmanlığı büyüdü.

Don Rosa, karakteri sadece The Life and Times of Scrooge McDuck çizgi romanında kullandı.




1

Varyemez Amca'nın Hayatı ve Serüvenleri Bölüm 3.5 - Cutty Sark’ın Kovboy Kaptanı


Bu macera, Varyemez Amca’nın Hayatı ve Serüvenleri dizisinin 3. bölümü “Çorak Toprakların Kovboyu” ile 4. bölüm ‘Bakır Tepenin Akıncısı’ arasındaki bir zamanda geçiyor. Genç Varyemez’in Murdo McKenzie’nin sığırcılık şirketinde bir kovboy olarak çalıştığı dönemde. Dizide bölüm 3.5 olarak nitelendirilir.

"Her yıl ya da iki yılda bir Varyemez’in genç dönemlerine dair yeni bir hikâyeyi bu seriye eklemekten büyük keyif aldım. Bunun için, bütün tarihsel kurguların ruhuyla, tarihteki bir başka ilginç olaya Varyemez’in dahil olması gerektiğine karar verdim. Sonra onu bu zamana ve yere koyacak bir yol buldum. Olası mı? Hayır. Eğlenceli mi? Evet! Bu sefer, onun 1883’te Java’nın yakınlarındaki Krakatoa adasında gerçekleşen patlamanın bir parçası olmasını istiyordum. Bunu duymuş olmalısınız… bütün gazetelerde yer alıyordu.



Başlayacak bir hikâye konusu olmadan araştırmaya başladım ve her zaman olduğu gibi aradığım şey tam orada, tarih kitaplarındaydı: Java’daki en büyük spor, hem 1883’de hem de günümüzde yapılan, Madoera Adası’ndaki yıllık boğa yarışı. Ve ben daha önce Varyemez’in Hayatı Bölüm 3’te Varyemez’i dünyanın en büyük sığır çiftliğinde çalışırken göstermiştim! Varyemez’in 1883’te Java’da olması için artık bir sebebim vardı! Bazen bu iş çok kolaydı (ama çok sık değil!).

Sıradaki problem - Varyemez’in Java’ya nasıl ulaşacağıydı? Oraya yelken açması gerekiyordu, öyleyse neden onu dünyanın en ünlü yelkenli gemisi Cutty Sark’a koymuyordum? Cutty Sark şimdi Londra, Greenwich’teki emeklilik limanında müze gemi olarak önemli ölçüde turist çekmektedir... Ama... 1883 yazında Cutty Sark neredeydi? O sırada Java’nın yakınında olabilir miydi? Bu yüzden, Cutty Sark’ın günlükleri üzerinde geniş kapsamlı bir araştırma yaptım, ve 1883 yazında Avustralya’ya yün ticareti için bir gezi yaptığını ve yakın mesafedeki Batavia’ya uğrayabileceğini düşündüm. Hayır, günlükleri onun yaptığını göstermiyor... ama olmadığını da kanıtlamıyor, buna cüret ettim! Doğrusu, Cutty Sark’ı kullanmamaya karar vermiş olsaydım benim için çok daha kolay olurdu! Binlerce feet kare yelken ve on mil uzunluğunda halatlarını her panelde çizmek zorunda kaldım! Aah! Fakat Varyemez McVak bir yelkenli gemide bulunsaydı, bu kesinlikle en muhteşemi Cutty Sark olmalıydı!

Birkaç okuyucu, Varyemez’in o kader gününde Krakatoa’nın bu kadar yakınında olmasını nasıl açıklayabileceğimi sordu. Bunlar, bana Varyemez’in Titanik’te olma ihtimalinin ne olduğunu soran insanlarla aynı, Varyemez’in hayatı bölüm 11’de olduğu gibi. Bu soru bana geldiği kadar size de garip gelmiyor mu? George MacDonald Fraser’ın tarihsel-komedi-macera türlerindeki muhteşem Flashman’ini okumaya çalışmalılar. Harry Flashman karakteri on dokuzuncu yüzyıldaki hayatı boyunca gerçekleşen her büyük tarihi olayda ortaya çıkıyordu. Fraser gibi, ben de bir yazarım. Kahramanım olmasını istediğim her yerde ortaya çıkar. Bu kadar basit!

Ne tür bir film tutkunu olduğumu bilen diğer okuyucular ise, Cutty Sark’ın Kaptanı Moore’umu  John Huston’ın 1956 tarihli Moby Dick filminde Gregory Peck’in canlandırdığı kaptan Ahab’dan kopyaladığımı varsayıyor. Peck’in aklımda olduğunu itiraf ediyorum, çünkü fotoğraflar ve referanslar kaptan Moore karakteri için bu özel filmi akla getiriyordu. Belki de yönetmen Huston ve senaryo yazarı Ray Bradbury (daha sonra bilim kurgu yazarlarının dekanı) Peck’in rolünü Sark’ın metanetli Kaptanı Moore’a dayandırıyordu? Moore’dan sonraki Cutty Sark kaptanının kamera ve fotoğrafçılığa büyük merak duyduğunu da keşfettim. Öyleyse, belki de selefi onun bu işe merak duymasını sağlamıştı?

Bu macerada Sivrizeka’nın büyükbabası Ratchet’a (Barks tarafından yaratıldı, ve daha önce ben de Varyemez’in hayatı dizisinin erken dönem hikayelerinde onu kullandım) ihtiyacım vardı. Orada olduğu takdirde ve 1883 yılının, Gottlieb Daimler’in dünyanın ilk motorlu taşıtını icat etmesinden sadece iki yıl önce olduğunu bilerek, hikâyeme ilk olarak bir Gearloose eklemem gerektiğini düşündüm.

Bunların yanı sıra, 1883’teki iki Java Sultanının isimleri ve benzerlikleri gerçekten doğrudur. Yerel bir üniversitenin arşivlerinden elde ettiğim zamanın seyahat kitaplarında bulunan bilgilere dayanıyor. Okuyucuların her nasılsa tamamen hayali varsaydığı bu araştırmaları neden yapıyorum? Daha önce de söylediğim gibi, sadece eğlencesi nedeniyle... ve bir gün, bir yerde, bir şekilde, Java tarihi konusunda bilgili bir okuyucunun tüm ayrıntıların doğru olduğunu kabul edeceğini ve hepsinin bu okuyucunun eğlenmesi (ve benim) için yapıldığını bilmek de keyifli.

Ve o okuyucu ortaya çıktı! Bu hikaye Endonezya’da yayınlandığında, otantik yaklaşımımdan hoşlanan Java’daki bir ördek fanından bir e-posta aldım. Böylece o eski seyahat defterinden kopyaladığım sultanların isimlerinden birini düzelttik; ve bu değişikliği tüm İngilizce basımlarında yaptık.

Daha sonra bir başka okuyucu da, hikâyede bir hata olduğunu düşünerek bana yazdı ve; bir geminin gelgit dalgasına girmesinin ve tepesinin arkasına güvenle geçmesinin imkansız olacağını söyledi. Pekâlâ, tamam! Bu hikâyede, Carl Barks’ın Sivrizeka’nın büyükbabası Ratchet’ı ilk kez çizdiği “fantastik nehir yarışı”ndan (Varyemez Amca Disneyland’e gidiyor 1,1957) bazı sanatsal özgürlükler ödünç aldım. Hikâyeyi daha eğlenceli ya da heyecanlı hale getirmek için. Ama beni asıl güldüren şey, okuyucunun kasıtlı yapılmış oldukça büyük ihmalden hiç bahsetmemesiydi - gelgit (sismik deniz) dalgaları aslında sudan geçen bir hava dalgası gibi enerji darbeleriydi. Açık denizde saatte yaklaşık 700 mil hızla ilerlerler! Açık denizde gelgit dalgasını karşılayan bir gemi sadece üzerinde “sörf yapamamakla” kalmaz; gemi son hızda giden bir jet uçağı tarafından çarpılmışçasına parçalara ayrılırdı!"


Bu hikâye, dizideki  “Culebra Cut’ın Üçkâğıtçısı” ile birlikte Carl Barks öykülerinden referans almayan iki bölümden biridir.

Rosa’nın açıkladığı gibi, Krakatoa 1883’te patladığında Varyemez’in Java’da olmasını istedi. Gerekçesi ise: “Hem 1883 hem de bugün yapılan, Java’nın en büyük sporu Madoera Adası’ndaki yıllık boğa yarışı. Ve Varyemez, o sırada dünyanın en büyük sığır çiftliğinde çalışıyordu! “Cutty Sark’ın kovboy kaptanı” tamamen Don Rosa’nın bir anlatısı olmasına rağmen, her zaman empoze edilen ilkelere ve ruha sadık kalmıştır. Ama dizinin bu bölümünü temelde diğerlerinden ayıran şey, Varyemez’in evrimindeki gelişmelere odaklanılmamış olması. Sadece şapkalara olan ilgisini keşfettiği an bunlardan biriydi diyebiliriz.


KARAKTERLER


Kaptan E. Moore: Hakkında oldukça az bilgi var.

Cutty Sark’ı 1882’de, Kaptan Bruce’dan devraldı. Söylentilere göre, William Bruce beceriksiz ve sarhoş bir kaptandı. Ücretlerinin yüksek olduğunu düşündüğü Avustralyalı mürettebatı işten çıkarmak için ikinci kaptanla işbirliği yaptı ve onların maaşlarını kendilerine aldılar. Ayrıca ihmalkârdı, gemiye yeterli erzak almadı ve mürettebatın yarısı açlıkla boğuşuyordu.1882 Nisan’ında New York’a vardıklarında, kaptan ve ikinci kaptanın davranışlarıyla ilgili bir soruşturma yapıldı. Bu onların hizmetten alınmalarına neden oldu ve mürettebat terhis edildi. Sonuç olarak, Kaptan E. Moore ve ikinci kaptanı, Kaptan Jock Willis’in (Cutty Sark onun için yapılmıştır) isteğiyle Blackadder’den Cutty Sark’a transfer edildi. Moore, gemiyi içler acısı bir durumda buldu, ama 1883’te Londra’ya geri döndüğünde geminin modeli ve Bristol bir kez daha modaydı. Kaptan Moore, Bengal’e oldukça sıkıcı bir şeker ticareti yolculuğu yaptı ve iki kez de Avustralya’ya gitti. 1883 ve 1884’de; bu süre zarfında, geminin tüm hava koşullarında gerçekten neler yapabileceğini gösterdi. Cutty Sark’ın kanatları kesilmişti ve mürettebat 28’den 22’ye, 21’e, hatta 19’a düştü ama başardı. Manş denizinden Avustralya’ya 79 günde ulaştı. Ve 1883’teki 82 gün süren dönüşünden sonra tüm rakipleri yenerek yılın en hızlı geçişini yaptı. Moore’un emri altında, Cutty Sark çalışma hayatının en başarılı dönemine girdi.

Java Sultanları
Djokja Sultanı 5. Mangkunagara ve
Solo Sultanı 9. Pakubuwana


Bu iki sultan hakkında çok az bilgi bulunabilir. İsimleri ve yüzleri, Don Rosa’nın yerel bir üniversitenin arşivlerine bakarken bulduğu zamanın seyahat kitaplarında var olan gerçek verilere dayanıyor. Hikâyede hiç konuşmuyorlar (sanırım gerek duymuyorlar), bu yüzden bir işaret dili kullanıyorlar ve “resmi tercümanları” tarafından çevriliyor.




Cutty Sark

Aslen bir İngiliz ticaret gemisi olan Cutty Sark tarihi bir yelkenlidir. 

22 Kasım 1869 yılında Scott & Linton tarafından İskoçya’nın Danburton bölgesinde inşasına başlanmıştır. 19. yüzyıldan günümüze kalan türünün tek örneğidir. “Cutty Sark” isminin Robert Burns’ın 1791 tarihli komik bir şiirinden geldiği söylenmektedir. Şiirde güzel bir cadı kısa bir iç gömleği giyerken tasvir edilmektedir. Gemisinin baş kısmında yer alan figür de bu cadıyı temsil eder.




“Fırtınalı bir gecede Tam adında bir çiftçi evine dönmektedir. Mezarlığa yaklaştığında gayda sesleri duyar, yakından bakmak için oraya doğru yöneldiğinde, dans eden çirkin ve yaşlı cadılar görür, hayrete düşer. Tam, yoluna devam etmek üzereyken mezar taşlarının gölgeleri arasından güzel bir genç cadının çıktığını görür. Genç cadı bir “Cutty Sark”, yani kısa gömlek giymiştir. Dansı çılgınlaştıkça, Tam Oshanter Çok güzel, Cutty Sark diye bağırıverir. Birden şimşek çakar ve her yer zifiri karanlığa bürünür. Tam Oshanter korkmuştur, atını kamçılar ve hayatı için kaçmaya başlar. Genç güzel cadı onu takip etmektedir. Sonra birden cadıların akan suyu geçemeyeceğini hatırlar, yakındaki köprüye doğru ilerler. Tam ulaştığında, genç cadı uzanır ve atın kuyruğunu yakalar.”



Dunbarton’da inşa edilen gemi, Kaptan Jock Willis için yapılmıştır. Hercules Linton tarafından tasarlanan geminin mimarı dönemin tanınmış isimlerindendir. Demir ve tahtadan yapılan Cutty Sark 921 ton ağırlığında ve 65 metre uzunluğundadır. 3 direği, 21 yelkeni vardır.

Cutty Sark dönemin en değerli ürünlerinden çay ticareti için kullanılmış ve Çin Londra arasındaki süratiyle efsane haline gelmiştir.(ne kadar hızlı olduğu konusunda bir kıyaslama yaparsak; Cutty Sark’ın okyanus geçme rekoru ancak 1989 yılında kırılabilmiştir). O dönemde yılın ilk çayını Londra’ya ulaştıran gemiye ekstra ödüller verildiğinden, çay taşıyan gemiler arasında sürat çok büyük önem taşımaktaydı ve gemiler arasında yarışlar gerçekleşmekteydi.

Geminin en ünlü yarışı 1872 yılında Thermopylae adlı gemiye karşı olmuştu. İki gemide Şangay’dan 18 Haziran 1872’de ayrıldılar. Ancak Cutty Sark 2 hafta sonra, Sunda Boğazından geçerken dümen arızasıyla karşılaştı ve rakibinden sadece bir hafta sonra 18 Ekim 1872’de Londra’ya ulaştı. Kaptan teknesini karaya yönlendirmek yerine yarışa devam etmiş ve arızalı dümenle sadece bir hafta kaybederek Londra’ya ulaşmıştı. Her şeye rağmen Cutty Sark’a ününü kazandıran aslında bu yarıştır. Çünkü zorluklara rağmen yola devam edebilmiştir.

1890 yılında çay taşıma işinden ekonomik sebeplerden dolayı çıkartılan gemi kargo taşımacılığında kullanılmaya başlandı ve 2000 km mesafeyi 72 saatten az bir sürede kat ederek yine en süratli olduğunu kanıtladı. Bundan sonra Kaptan Richard Woodget yönetiminde yün taşıma işinde kullanıldı ve zaferler kazanmaya devam etti. Anlatılana göre 10 yıl boyunca ezeli rakibi Thermopylae gemisiyle olan tüm yarışlardan galip çıktı.  Bu dönemlerde Avustralya’dan İngiltere’ye 67 günde ulaşarak dönemin en hızlı gemisi olduğunu bir kez daha ispatladı.

Sonunda maalesef her yelkenli kargo gemisinin başına gelen onunda başına geldi ve buharlı gemilerin kullanılmaya başlanmasıyla popülaritesini kaybetti. 1895 yılında sahibi tarafından Portekiz’li firma Ferreira’ya satılarak Ferreira ismini aldı. Ferreira, kargo gemisi olarak çalışmaya devam ederken tam o sırada 1. Dünya Savaşı patlak verdi. Portekiz’in, Almanya’ya savaş ilan etmesiyle batırılma tehlikesi ile karşılaşan gemi büyük hasara uğramış, 18 ay boyunca Güney Afrika limanında sığınmak zorunda kalmış. Mürettebatı yine de İspanyolca’da kısa gömlek anlamına gelen “Pequena Camisola” ismini kullanmaya devam etti. 1916 yılında Cape Town’da bir firmaya satıldı ve adı Maria do Amparo olarak değişti. Fakat Wilfred Dowman adındaki bir gemici bu gemiyi ana vatanına getirmeye söz vermiştir. Ve 1922 yılında gemiyi alarak yenilemiştir. Dowman’ın 1938 yılındaki ölümünün ardından Cutty Sark, Thames Nautical Training College’a transfer edildi ve eğitim gemisi olarak kullanılmaya başlandı.

30 Ocak 1952’de, MV Aqueity ile Cutty Sark Thames Nehri’nde çarpıştı. İki gemi birbirlerinden ayrılmadan sürüklendiler. Sürüklenme esnasında Cutty Sark, HMS Worcester ile çarpıştı ve alamet-i farikası olan cadı heykelinin kolunu kaybetti. Cutty Sark Shadwell Basin’e demirledi ve Green & Silley Weir Ltd. firması tarafından onarıldı. Yine de 1954 yılında Greenwich’de kendisi için özel olarak yapılan yerine çekilerek emekliye ayrıldı ve müze gemi olarak sergilenmeye başladı.

21 Mayıs 2007 sabahı ziyarete kapalı olduğu bir dönemde gemide nedeni belirlenemeyen bir yangın çıktı. Maalesef ahşap bölümün çoğu ve içinde sergilenen eşyaların yarısından fazlası yangınla beraber kül oldu. Yapılan ilk incelemelerden sonra gemiyi eski haline getirmenin yaklaşık 5 ile 10 milyon İngiliz Pound’una mal olacağı tahmin edilse de günümüze kadar yaklaşık 46 milyon İngiliz Pound’u harcanmıştır. 25 Nisan 2012’de kraliçenin yaptığı resmi açılışla tekrardan hizmete giren Cutty Sark,  19 Ekim 2014’te tekrardan yanma tehlikesiyle karşılaşsa da ufak tefek birkaç hasar dışında önemli bir zarar görmedi.


Denizlerin nazlı hanımı 1880’de bir cinayete de tanık olmuştu. Geminin ikinci kaptanı, Sidney Smith, mürettebatın nefret ettiği bir kabadayıydı. 1880’de Smith (büyük bir tahrik altında) verdiği emri yerine getirmeyen denizci John Francis’i öldürdü. Smith hapsedildi ama Kaptan Wallace, Endonezya’daki Anjer’e kaçmasına yardım etti.

Bu, mürettebatı kızdırdı. Çalışmayı reddettiler 5 Eylül’de gemi Java Denizinde üç gün bekletildi. Suçluluk, rüzgârın olmaması, ateşli tartışmalar Wallece’ın kariyerinin artık sona erdiğini anlamasını sağladı ve çözümü kendini denize bırakmakta buldu. Bir kurtarma girişimi olsa da, Wallace’a ait tek iz en son tespit edildiği yerdeki köpekbalıkları çemberiydi.

Polonyalı yazar Joseph Conrad’ın uzun hikâyesi “gizli ortak” çok etkilendiği bu olay üzerine kuruludur.

Krakatoa Yanardağı: Sumatra ve Malezya arasında bulunan Endonezya’ya bağlı bir ada olan Krakatoa adası coğrafi bir kavram olmaktan çok yine bu adada olan ve adanın adı ile anılan yanardağı ile bilinir.




Krakatoa yanardağı, 1883 yılında beklenmedik bir şekilde faaliyete geçerek yüzlerce nükleer bombanın yaratacağı bir güçle patlamış ve hesaplamalara göre 30 metre yüksekliğinde dev tsunamilerin oluşumuna neden olmuştur. Oluşan bu tsunamiler Krakatoa adasını (13 kilometrekare) tamamı ile yutmuştur. Patlama 35.000 kişinin yaşamını yitirmesine neden olmuştur.

Krakatoa Yanardağı’nın patlaması ender ulaşılabilen bilimsel verilerin elde edilmesini de beraberinde getirmiştir. Bu patlama sonrasında, volkanik partiküllerin oluşturduğu dev bulutlar, bu bölgeyi yıllarca karanlıkta bırakmış, ayrıca dünyanın atmosfer ısısında 2 santigrat derecelik düşüşe neden olmuştur.

Mayıs 1884’te adayı inceleyen bilim adamlarının bulabildikleri tek canlı türü, Rakata’nın güney yamaçlarında bir çatlaktaki örümcekti. Hayat yine de tekrar ve hızlıca yayıldı: doğu yamacı tohumları muhtemelen deniz akıntılarıyla veya kuş dışkıları ile taşınmış ağaç ve çalılarla kaplıdır. Adalardaki bitki örtüsü art arda püskürmeler yüzünden kötü şekilde etkilenmiş ve ortalama hala kırılgandır.

Kerapan Sapi: Endonezya’nın Madoera adasındaki geleneksel bir boğa yarışı festivalidir. 13. yüzyılda Kral Katandur’un tanıttığı bu yarış hala her yıl temmuz-ekim ayları arasında yapılır. Yerel boğalar tahta kızaklara bağlanır ve bir araba yarışına benzer şekilde 130 metre boyunca yarışır. Yarışlar genellikle 10 saniye ile bir dakika arası sürer. Sezon boyunca bu yarışlardan birkaç kez gerçekleşir ve Pamekasan’da düzenlenen son yarışı kazanana kupanın verilmesiyle son bulur.


Esasen, tarlayı sürmek için en güçlü boğaları göstermenin bir yolu olarak başlamıştır. O zamandan beri yemek ve eğlence ile dolu bir festival atmosferine bürünmüş, bir gelenek haline gelmiştir.

Yarışa başlamadan önce, Saronen adlı geleneksel Madoera müziği eşliğinde yarış pistinin etrafından bir çift inek geçirilir.

Özel olarak yarış için doğan hayvanlara yumurta ve balın yanı sıra, korunmuş yiyecek ve bitkilerden oluşan özel bir diyet verilir. Boğalar kaslı ve güçlü olacak şekilde büyürler. Dini cemaat üyeleri kazanma şanslarını arttırmak için genellikle maçtan önce boğalara büyü yaparlar.

Yarış, boğaların gücünün kutlanmasıdır, ancak aynı zamanda tütün ve pirinç hasadının sonunu da işaret eder. Tarlalarda çalışan ve ürününü satarak emeğinin karşılığını alan herkes için keyifli bir parti…




Çeviren: Lenard - Kontrol eden: SToktan - Balonlayan: Mandos - Okuyan: Bay Pencroft


Bilibili Yavrucak, Zıbartan Teması © 2017 - 2020 Bilibililer